Bülent Ecevit Anlatıyor…

AKP Lideri R.T. Erdoğan merhum Başbakan Bülent Ecevit’in ABD Başkanı Clinton ile görüşmesi esnasında “çekilen” ve basına verilen fotoğrafına atıfta bulunarak bir şeyler söyledi. AKP’nin kuruluşuna ve iktidara taşınmasına katkıda bulunan Amerikalıların taleplerini kabul eden, BOP eşbaşkanlığını üstlenen ve onlarla uzun süre kol kola ülkeyi yönetenlere, Ecevit’in ders niteliğindeki bir anısıyla cevap vermek istiyoruz.

20 Ocak 1991 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanan yazıyı hatırlatalım.

“12 Eylül askeri müdahale döneminde, yurt dışına çıkma yasağım kaldırıldıktan kısa bir süre sonra, İngiliz ‘Grenada’ televizyonundan, ilginç bir televizyon programına katılmam için çağrı aldım.

İngiliz ‘Grenada’ televizyonu ile Amerikan ‘CBS’ televizyonunun ortaklaşa düzenledikleri ve yayınladıkları bu programda, dünya gerçeklerini andıran, fakat hayal ürünü (varsayımsal durumlar), önceden, geniş bir uzman kadrosunun katılımıyla ayrıntılı birer senaryo olarak hazırlanıyordu. Televizyon programına katılanlar da aralarında tartışıla tartışa senaryoları geliştirip bazı çözümlere ulaşıyorlardı.

Benim katıldığım tartışma senaryolarından biri hayali bir ada devletiyle ilgiliydi.

Varsayımsal senaryoya göre, bu ada devleti zalim bir diktatör tarafından yönetilmekteydi. ABD ve İngiltere, kendi çıkarlarına sadakatle hizmet ettiği için bu diktatörü destekliyorlardı. Fakat ada devletinin halkından yükselen muhalefet ve tepki o kadar ileri ölçülere varmıştı ki ABD ve İngiltere, sonunda diktatörün devrilmesine razı olmuş ve bunun gerekenleri(ni) yapmışlardı.

Yine senaryoya göre, bu diktatörün yerine, Amerikan ve İngiliz tertibiyle başka bir lider getirilmişti. Fakat o lider de bir süre sonra, fazlasıyla Moskova yanlısı bir tutum izlemeye başlamıştı.

Onun için, ABD ve İngiltere, ondan da kurtulmaya karar vermiş ve gereğini yapmışlardı. Fakat yerine kim geçecekti? İşte senaryonun bundan sonraki geliştirme işlevi, programa katılan tartışmacılara bırakılıyordu.

Tartışmaya katılanlar arasında ABD ve İngiltere’nin bazı önde gelen devlet adamları ve komutanları yer alıyordu. O arada General Haig, eski CIA başkanlarından biri ve o sırada FBI başkanı olan şimdiki CIA başkanı Webster de bulunuyordu. Almanya’dan da birkaç önde gelen politikacı vardı. Bu ülkelerden gelenler dışında, ayrıca, bir eski İtalyan devlet adamı ile Türkiye’den ben vardım.

Hayali ada devletine yeni bir lider aranmasına sıra geldiğinde, tartışmanın yöneticisi Amerikalı profesör tartışmacılara bir kopya verdi:

– Ada devletinde, şimdilik bir köşeye çekilmiş fakat halk arasında saygınlığı olan bir sosyal demokrat politikacı nasıl devletin başına gelecekti?

Amerikalılar dediler ki:

– Onun kolayı var… Eski diktatör bizim adamımız olduğuna göre bu ada devletinin silahlı kuvvetlerinde de bizim hatırımızı kırmayacak yakın dostlarımız var demektir. Onlara söyleriz, sosyal demokrat politikacıyı iktidara getirmenin bir yolunu bulurlar.

İngilizler de Almanlar da bu çözümü hemen benimsediler.

Ben, o zamana kadar, tartışmaya hiç katılmamıştım. Bazıları yıllarca dünyanın kaderini etkilemiş Amerikalı ve İngiliz politikacıların, devlet adamlarının, komutanların, bir yabancı ülkeyle, bir yabancı ülkenin iç işleriyle ilgili sorulara nasıl yaklaştıklarını kendi ağızlarından dinlemek son derece ilginç ve de şaşırtıcı idi. Hele son önerilen çözüm şaşkınlığımı büsbütün artırmıştı.

Tartışmayı yöneten Amerikalı profesör birdenbire bana döndü ve:

– Mr. Ecevit, diyelim ki o sosyal demokrat lider sizsiniz!… Amerikalıların önerdiği çözümü kabul eder misiniz, diye sordu.

Hiç duraksamadan özetle şu yanıtı verdim:

– Dostumuz ve müttefikimiz de olsalar bazı devletlerin iç işlerimize böylesine karışmalarını ve silahlı kuvvetlerimizle böylesine içli dışlı olmalarını içime sindiremem. Onun için bu çözümü kesinlikle kabul edemem. Kendi girişimimle ve serbest seçimlerle halkın desteğini alarak iktidara gelebilirsem gelirim, başka türlüsünü düşünemem bile.

Tartışma hayali bir senaryoyla ilgili olduğu halde, benim o yanıtımdan sonra adeta ciddi bir müzakereye ve çekişmeye dönüştü.

Tartışmanın ondan sonraki bölümünde bir yandan Amerikalılar bir yandan İngilizler beni ikna etmek için uzun uzadıya dil döktüler. Nihayet, tartışmaya hararetle katılan eski dostum bir İngiliz muhafazakâr milletvekili bana çıkıştı.

– Görüyor musun bize yaptığını, senin direnmen yüzünden bu devlet sorununa bir çözüm bulamıyoruz dedi.

Son olarak tartışma yöneticisi General Haig’e dönerek,

– Ecevit kabul etmemekte direniyor, bu durumda ne yapacaksınız diye sordu.

General Haig özetle şu yanıtı verdi:

Bizim bu gibi konularda deneyimimiz vardır. Ecevit istemese de biz, uygun gördüğümüz bir çözümü uygulamanın yolunu buluruz, dedi.”

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

<