1935-1938 Döneminde Türkiye-İngiltere İlişkileri 4 – Haluk Başçıl

İngiltere Avrupa ve Akdeniz’deki güçler dengesinde meydana gelen değişimlere karşı yeni müttefikler bulmak, güçlerini artırmak için 30’lu yılların ikinci yarısında, Türkiye’ye karşı güttüğü düşmanlık politikasını değiştirmek durumunda kaldı.

30’ların ikinci yarısında, Kıta Avrupa’sında giderek şekillenen Almanya-İtalya kutbu saldırganlığını daha da arttırdı. Güç dengesini kendi lehlerine çevirdikleri bu dönemde iki ülke de savaşa hazırlanıyordu:

  • Faşist İtalya:
    • Daha önce işgal ettiği on iki adayı 1935’de silahlandırdı. Denizaltıları Akdeniz’de ticari gemilere saldırmaya başladı.
    • 1936’da Afrika’da hak iddiasıyla, Habeşistan’a saldırdı. Milletler Cemiyeti’nin İtalya’ya yönelik ekonomik yaptırımlara katılacak ülkeleri tehdit etti. Bu ülkelerden birisi de Türkiye idi.
  • Nazi Almanya’sı
    • Mart 1935’deVersailles Antlaşması’nın askerî sınırlamalar getiren maddelerine uymayacağını, silahlanacağını ve mecburi askerlik uygulamasına geçeceğini açıkladı.
    • Demilitarize statüdeki Ren Bölgesi’ne Mart 1936’da Nazi ordusu girdi.
    • Mart 1938’de Avusturya’yı ilhak

İngiltere ve Fransa’da, Türkiye’nin Avrupa’da yaşanan bu gelişmelerden dolayı Almanya-İtalya hattında yer alabileceği kaygısına yol açtı. Her iki ülke Türkiye’yi karşı cepheye itmemek için politikalarında değişikliğe gittiler. Bunun adımlarından birisi, Türkiye ile diplomatik, ticari ilişkileri geliştirmekti. Türkiye’nin Almanya ile yaptığı yoğun ticari faaliyeti dengelemeyi böylelikle de Almanya’nın Türkiye üzerinde oluşturduğu etkiyi kırmayı düşündüler.[1]

Böylece, İngiltere Avrupa ve Akdeniz’deki güçler dengesinde meydana gelen değişimlere karşı yeni müttefikler bulmak, güçlerini artırmak için Türkiye’ye karşı güttüğü düşmanlık politikasını değiştirmek durumunda kaldı.

  1. 1935-1938 Döneminde Ekonomik İlişkileri

Dış ticaret açığı verdiğinden dolayı Türkiye İngiltere ile yaptığı ticaret anlaşmasını 1935’te iptal etti. Londra’ya SSCB, Almanya ve İtalya ile yaptığı gibi takasa dayalı ticaret antlaşması önerdi. Daha önce bu tür ticari anlaşmaya karşı çıkan İngiltere, bu kez kabul etti. İki ülke arasında “Ticaret ve Ödemeler Antlaşmasını” imzalandı.

İngiltere’nin amacı Türk dış ticaretindeki Almanya ağırlıklı yapıyı bozmaktı. Mal takasına dayalı ticaret bunun ilk adımıydı. Bunun için Türkiye’den satın alabileceği malları belirleyecek bir araştırma grubunu 1936’da Türkiye’ye gönderdi. Bu çalışma sonrasında iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler daha da gelişti. Yeni ticari anlaşmalar imzalandı.[2]

Türkiye’nin ekonomik kalkınma ve sanayileşmede büyük önem verdiği Karabük Demir Çelik Kombinasını için Alman Krupp firması çok daha uygun teklif vermesine rağmen, Atatürk İngiltere’nin Brassert firmasını tercih etti. Türkiye’nin bağımsız ekonomik yapı oluşturmasına hoş görüyle bakmayan, hatta engellemeye çalışan İngiltere’nin ülkemize verdiği ilk katkı bu oldu. Bu anlaşmadan sonra boğazların savunması, İstanbul, İzmir ve Trabzon limanlarının modernleştirilmesi, tarımsal sulama sistemlerinin ve tesislerinin kurulması için de İngiltere ile anlaşmalar imzalandı.[3]

Avrupa’da ortaya çıkan silahlanmaya ve buna karşı yapılan uluslararası konferanslara katılan Türkiye’nin barıştan yana politikası, İngiltere’nin savunusuyla da örtüşüyordu. İngiltere’yi ülkemize yaklaştırıyordu. Bu gelişmeler İngiltere’yi güttüğü düşmanlık politikasından vazgeçirtti. 1938’de, iki ülke arasında “Londra Ticaret anlaşması” yapıldı. Bu antlaşma ile Türkiye’ye 16 milyon sterlinlik (100 milyon TL’lik) kredi verdi. Bunu 10 milyonuyla sanayi ürünleri, 6 milyonuyla da silah ve askeri gereçleri satın alınacaktı.[4] Ancak, İngiltere anlaşma hükümlerini hemen yerine getirmedi.

Londra bu adımıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağın gereklerine uygun bir şekilde kendisini yapılandırmasını engellemek amacıyla yürüttüğü “ekonomik ambargo ve karalama” politikasından yaklaşık 13 yıl sonra vazgeçiyordu.

  1. 1935-1938 Döneminde Siyasi ve Askerî İlişkiler

Bir önceki dönemde başlayan İngiliz deniz gücünün Türkiye ziyaretleri daha da arttı.  Diplomatik ilişkilerin yanı sıra siyasi işbirliği ve güvenlik politikalarında ortak adımlar atıldı:[5]

  • 1936 yılında Türk filosunun Malta’ya ziyaretine karşılık veren İngiltere’nin Akdeniz donanmasına ait bir İngiliz filosu Eylül 1937’de İstanbul’a geldi. Yaklaşık bir hafta kalan filonun savaş gemileriyle Hayırsız ada arkasında savaş talimi yapıldı.
  • İngiltere Kralı Beşinci George 20 Ocak 1936’da vefat etti. Vefat haberinin ardından, 21 Ocak 1936’da Türkiye’de bayraklar yarıya indirildi. Türkiye cenaze töreninde bulunmak üzere Londra’ya bir heyet gönderdi.
  • Lord Lloyd, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Percy Loraine’nin misafiri olarak 27 Mayıs 1936’da İstanbul’a geldi. Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile görüştü.
  • Eylül 1936’de İstanbul’a gelen İngiltere Kralı VIII. Edward’ı Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk karşıladı. M. Kemal kral ile birkaç görüme yaptı. VIII. Edward’ı ülkemizden ayrılırken Mustafa Kemal Atatürk’ü İngiltere’ye davet etti.
  • Atatürk İngiltere’ye kendi adına İsmet İnönü’yü gönderdi. Taç giyme törenine katılan İsmet İnönü İngiliz Başbakanı, Dışişleri ve Maliye Bakanları ile görüşmeler yaptı.

Boğazlar Sorunu ve Montreux Konferansı: Nisan 1935’te Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Milletler Cemiyeti toplantısında barış antlaşmalarıyla belirlenen koşulların değişmesi halinde Türkiye’nin Boğazların statüsünde değişikliğe gideceğini açıkladı. İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcileri Türkiye’ye karşı çıktılar. Sovyetler Birliği temsilcisi, Türkiye’nin tezini destekledi.

Altı ay sonra Ekim 1935’te İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, İngiltere’nin İtalya ile iyi geçinme, onu kışkırtmama politikasının iflas ettirdi. İngiltere politika değişikliğine gitti. Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip eden ve doğru okuyan Atatürk, Boğazlar sorununun çözümü için zamanın geldiğini düşündü ve Dışişleri Bakanı Aras’a:

“Benim görüşüme göre de Avrupa durumu böyle bir teşebbüs için müsaittir. Git, keyfiyeti hükümete aç ve benim de muvafık bulduğumu söyle. Bu işte behemehâl muvaffak olacağız” diyordu.[6]

Türk Hükümeti, Sovyetlerle, Fransız ve İngiltere ile yaptığı özel görüşmeler sonrasında konuyu Milletler Cemiyetine taşıdı.20 Temmuz 1936’ta imzalanan Monreux Antlaşmasıyla:

  • Yabancı devletlerden oluşan “Boğazlar Komisyonu” kaldırıldı.
  • Yabancı devletlerin ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi düzenlendi ve Türkiye’nin siyasi iradesine bırakıldı.
  • Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurması, Boğazları koruması kabul edildi.

Genç cumhuriyet Lozan anlaşmasında elde edemediğini 13 yıl sonra,  Monreux Antlaşmasıyla elde ediyor, Boğazlar yeniden bizim egemenlik alanımıza giriyordu.

Sadabat Paktı: Cumhuriyet hükümeti yakın Asya’da bir önceki dönem yürüttüğü işbirliği ve dostluk anlaşmaları doğrultusunda:

  • İran ile Afganistan arasında yaşanan sınır anlaşmazlığını,
  • İran ve Irak arasında yaşanan Şattülarap sınır sorununu,

hakemlik yaparak çözdü. Ardından da Temmuz 1937’deTürkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında dörtlü “saldırmazlık paktı” imzalandı.

1934’te Türkiye’nin bölgede oluşturmaya çalıştığı bu paktı “gerekli görmeyen” İngiltere, üç yıl sonra fikrini değiştiriyor ve Paktın kurulması ve geliştirilmesi için Türkiye’yi teşvik ediyordu.

Akdeniz Sorunları ve Nyon Konferansı:

1937 yazında Akdeniz ve Ege denizinde:

  • Ağustos’ta bir İngiliz tankerine İspanya kıyılarında kimliği belirsiz uçaklar saldırdı.
  • Ağustos ayında Rusya’dan İspanya’ya cumhuriyetçilere lojistik malzeme taşıyan İspanya’ya ait gemiler Çanakkale Boğazı’nda,
  • Ağustos’ta bir İngiliz muhribi İspanya’nın Valenciya açıklarında,
  • Eylül’de İspanya kıyılarında İspanyol bandıralı ticaret gemisi,
  • Eylül’de Türk karasuları içinde, Bozcaada önlerinde bir Sovyet gemisi,

kimliği belirsiz (İtalyan) denizaltılarının saldırısına uğradı. Bazıları battı.[7]

Doğu Akdeniz’de ticari gemilerin güvenliğini sağlamak için Eylül 1937’de, Nyon kentinde, İngiltere ve Fransa; İtalya, Almanya, Yunanistan, Türkiye, Romanya, Yugoslavya, Mısır, Sovyetler Birliği, Bulgaristan ve Arnavutluk’u düzenleyecekleri konferansa davet etti. Bu çağrıya İtalya, Almanya ve Arnavutluk katılmadı. Yapılan Konferansta, saldırıya uğrayan ticaret gemisinin yakınında bulunan denizaltılara uyarıda bulunmadan saldırı kararı alındı. İngiltere ve Fransız deniz kuvvetleri Türkiye kıyıları da dahil olmak üzere Akdeniz’de güvenliği sağlamayı üstlendi.

Başbakan İsmet İnönü, İngiltere ve Fransa’yla iş birliğinin İtalya ve Almanya’da Türkiye düşmanlığına yol açacağını düşüncesiyle bu konferansın kararına karşı çıktı. Türk Dışişleri Bakanı, Atatürk’ün direktifi ile anlaşmayı imzaladı.[8] Konferansa katılmayan Almanya ve İtalya, karardan hoşlanmadılar. Yaptıkları açıklamada konferansta alınan kararlara uyacaklarını söylediler.

Hatay Sorunu: Milletler Cemiyeti’nde görüşülen Hatay sorununda İngiltere Türkiye’nin yanında yer aldı. İngiltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden, 1937’de yürütülen görüşmelerde, Fransa’nın Hatay’a ilişkin tutumunu yumuşattı. Fransa Hatay için getirilen yeni bir statüyü kabul etti. Ancak bu durum uzun sürmedi. Türk-Fransız ilişkileri 1937 yılı sonunda ve 1938 yılı başında tekrar gerginleşse de iki ülke 3 Temmuz 1938’de anlaştı. 4 Temmuz’da aralarında Fransız-Türk Dostluk Antlaşmasını imzaladılar.

Ekim 2020, Haluk Başçıl

Devam edecek: Yeniden Yapılanma Sürecinde Türkiye Fransa İlişkileri

[1]1930’lu Yıllarda Türk Dış Politikasındaki Değişim: Amerikan Dışişleri Belgelerinde Türkiye’nin Alman Ekonomik ve Siyasi Baskısını Dengeleme Girişimleri, Efe SIVIŞ, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/935687

[2]Atatürk Dönemi Türk-İngiliz İlişkileri, Ahmet EDİ,  Suat POLAT, https://www.researchgate.net/publication/328293456_ATATURK_DONEMI_TURK-INGILIZ_ILISKILERI

[3]İki Savaş Arası Dönemde Türkiye–İngiltere İlişkileri (1923-1939) Süleyman HACICAFEROĞLU Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezi, https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/345/%C4%B0ki%20sava%C5%9F%20aras%C4%B1%20d%C3%B6nemde%20T%C3%BCrkiye-%C4%B0ngiltere%20ili%C5%9Fkileri%20(1923-1939).pdf

[4]İki Savaş Arası Dönemde Türkiye–İngiltere İlişkileri (1923-1939) Süleyman HACICAFEROĞLU Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezi, https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/345/%C4%B0ki%20sava%C5%9F%20aras%C4%B1%20d%C3%B6nemde%20T%C3%BCrkiye-%C4%B0ngiltere%20ili%C5%9Fkileri%20(1923-1939).pdf

[5]Türkiye – İngiltere İlişkileri (1929-1939), Doktora Tezi Hakan Kaya, İstanbul 2019, T.C. İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı

[6]Aras, T. R. (1945). Görüşlerim. İstanbul : Semih Lütfü Basımevi,İki Savaş Arası Dönemde Türkiye–İngiltere İlişkileri (1923-1939) Süleyman HACICAFEROĞLU Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezi,

[7]İki Savaş Arası Dönemde Türkiye–İngiltere İlişkileri (1923-1939) Süleyman HACICAFEROĞLU Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezi, https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/345/%C4%B0ki%20sava%C5%9F%20aras%C4%B1%20d%C3%B6nemde%20T%C3%BCrkiye-%C4%B0ngiltere%20ili%C5%9Fkileri%20(1923-1939).pdf

[8]İki Savaş Arası Dönemde Türkiye–İngiltere İlişkileri (1923-1939) Süleyman HACICAFEROĞLU Yüksek Lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Tezi, https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/345/%C4%B0ki%20sava%C5%9F%20aras%C4%B1%20d%C3%B6nemde%20T%C3%BCrkiye-%C4%B0ngiltere%20ili%C5%9Fkileri%20(1923-1939).pdf

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

<