M.Tanju Dost ile Yazılı Söyleşi(2) – Orhan Karakuş

Kadim coğrafyamız topraklarında  yeni kolektif önderlik sulhuyetli sakinlik içinde  tüm yeryüzü ekosistemi bütünlüğüne  doğal katılımcı ve tüm halikin hakkına riayet sonucu oluşacaktır.

A. Kavim, millet ve insan kardeşliği…

Bir dil ve yaşam birliği temelinde kültürel harsta töre geliştiren ve daha çok konargöçer olup yerleşik toprak bütünlüğü geliştirmeyen toplulukları kavim olarak alırsak, Türkler bu kategoride önemli yer tutarlar. Tarihselin idari, sosyal ve kültürel yapılanmasında Asya özelinde, Avrasya temelli  beşeri   coğrafyanın yanında, Avrupa’da Tuna  havzası ve çevresi, Afrika’nın kuzey kuşağı  ve Orta doğu bölgesi Türklerin hakkaniyete dayalı  tarih yapıcı yönleri  ile yoğrumludur.  Türkler, Avrasya’dan batıya ve güneye akan konar göçerlikten sonra Anadoluyu öz yurtlarından biri haline getirme sürecinde özellikle Horasan yöresinde savaşkan ve fetihçi karakterlerini İslamın fütuhat kültürü ile yeniden oluşturmuşlardır. Osmanlı imparatorluğu döneminde 600 yıl gibi yukarıda belirttiğim beşeri coğrafyada etkin olmuşlardır.  Toprağın içinde tohumları ile var olan Doğu Roma ve Hitit imparatorluğu geleneklerini de bünyelerinde eriten ve 18. yüzyıl Fransız devrimi sonrası Türkler, milletler tarihinin asli aktörlerinden biri olmuşlardır. Tasavvufi tarih yapıcılığı temelinde Anadolu’da var olan diğer halkların fiili işgallere karşı birlikte ebrulanım halindeki direnişi sonucu oluşan Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından 1. Dünya Savaşı’nın çetin koşullarda varlık bulmuştur. Emperyal güçlerce desteklenen tutucu yobazlığın etkisi altında toplumsal tabanı genişleyemeyen cumhuriyet, günümüzde sert ve kaotik ortamlarda geniş bir uylaşım sürecini üreten dallanma ve türbülanslar yaşamaktadır. Daha önceki yazılarımda belirttiğim günümüz kaotik dünyasında Türkiye, 2005 yıllarından sonra ekosistem duyarlılığı yükselen gençler ve kadınların ağırlıkta olduğu değişim güçleri ile insanlığın toplumsal değişim mücadelesine katkı ve tüm yeryüzünde insan kardeşliği için sulhuyetli bir sakinlik ile yol almaktadır (ilgili yazılar için bknz: www.gelenekvegelecek.com).

B. “Çıkış için yol açıcı ya da  uçuruma sürükleyen önderlik”…

Bilincin deviniminde biyo-sosyal değişim süreçleri ve pisiko-sosyal aşama evrimin bir akışkanıdır. Toplumlar doğanın ritimsel değişimi (mevsimler ve ısısal akımlara bağlı olarak fiziki coğrafyanın topoğrafik değişimine bağlantılı demografik hareketlerin ebrulanımı sonucu genelde uyumlu giderken bazen yanlış bir çıkmaza, bazen de katostrofa düşerler. Bu sıkıntılı ortamlar ekonomik ve sosyal yaşam ile birlikte idari yapılanışı (yönetsel rejimleri) derinden sarsmaya başlar. İçinde yaşadığımız özel mülkiyetçi sistemin krizi tek başına ekonomik sıkışma, finans ve üretim krizi sonucu oluşan siyasal kriz değil aynı anda vukuu bulan doğanın ritimsel dengesindeki (ekosistem bütünlüğü) bozunumla bağlantılı genel küresel bir bunalımdır. Bu doğasal bağlantı kültürel yozlaşma ve çürüme etkisi sonucu 20. yüzyılda kendini aşırı nüfus artışı ve doğal kaynakların fütursuz tahribinin sonucunda daha gözlenir olarak açığa çıkmıştır.

Yakın tarihimiz açısından bugün ülkemizde 1950 sonrası uygulama politikaları sonucu ekonomik-sosyal konsantre emperyalist-kapitalist sistemle bütünleşmeyi yaşıyoruz. Ülke siyaseti mahfil algı yöntemleri ya da darp ile hep dizayn ediliyor.  Ezilen değişim güçlerinin etkin dinamiği olarak başta kadınlar ve şehirli gençlik 2000’li yıllarda etkin olarak yaşam içinden inisiyatif üretmeye başlamışlardır. Gezi eylemleri, anayasa değişikliklerine hayır direnci, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokrasi bloğu oluşumu ve 31 Mart 20019 yerel seçimlerinde millet ittifakı ile yaşanan sosyal değişim süreci cumhuriyetin yüzüncü yılı olan 2023’ü daha anlamlı karşılama işaretleridir. İstanbul ve Ankara’daki kökleşmiş yozluğun ve israfın defi için yerel seçimleri vesile kılan  değişim dalgası  vesilesi; Ankara’da  Mansur Yavaş, İstanbul’da  Ekrem İmamoğlu’nun  yanında İzmir ve Antalya yerel güçlerin  denizden gelen ılıman esintisi ile yeni bir söylemin gelişimi yaşanıyor. Daha önce sulhuyetli sakinlik olarak adlandırdığım bu yeni tarz ve 19 Mayıs 2019’da gençliğin bağnaz siyasetin dışında bağımsızlıkçı bir duruşla oluşturdukları birleşik etkinlikleri Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yılında yeni bir kolektif önderliğin kristalize oluşuna gebedir.  

Farklı alanlar yanında eğitim süreçleri ile yoğrulan kendi yaşantımı; 1970 uyarıcı etkisi ile şehirli yaşama tutunma sürecinde 1978 gençlik hareketi ile politize oluş, 12 Eylül baskılarına direniş ve 90’lı yıllarda ÖDP sürecinde fikri yenilik arayışı ve daha sonra da yaklaşık yirmi yıldır CHP’deki statükoyu değiştirme mücadelesi ile geçmektedir.  2000’li yıllar boyunca ülkemize çöken emperyalizm destekli dinci -yoz karabasana karşı ilimi ve bilmi fikriyat gelişimine katkı olarak, fütuhat ve makulat temelli Tasavvufi Praksis yaklaşım yolu oluşturma gayreti olarak karakterize edebilirim.

  1. 1970 Dev-Genç “haraketinden etkilenme”  ve 78 sonrası yıllarım…

Tanju dost;  daha önceki irdelemelerinden anladığım kadarı ile 1970 hareketini daha çok Latin Amerika solu etkisi ile “Fokocu  sapma”,  bir yönü ile “intihar eylemi “ olarak tonlamakta  ve bu yolda can veren Mahir ve Denizler’in yiğitliğine vurgu yapmaktadır:

“Solcular, D.G ezmiş ve Mahir Çayan’dan mit yaratmaya çalışır. Hatta İ. Kaypakkaya’dan da mit çıkaranlar oldu. Bunların yaptıkları işlere nasıl gittikleri, nasıl sürüklendikleri, hatalarının ülkemizde nelere nal olduğunu, solu nasıl mahvettiğini kimse incelemez. Varsa yoksa kahramanlık, yiğitlik. Bunları daha öncede yazdık, yiğitlik dışında bir savunma gelmedi. Gelemezdi de ondan. Yiğitliği teslim et ama tarihteki yerinede oturt, ama tık yok”( Mitler ve Gerçekler).

Dostlukla, bu görüş böylece senin gözünden.

1970 benim çocukluk ve gençlik dönemime denk gelir. Varoşlarda yaşama tutunmaya çalışan yoksul bir ailenin, çerden çöpten geçim arayan, eğitim yaşamı boyunca her türlü angarya işleri yapan bir bireyi olarak benim gözümde: “İkinci kurtuluş savaşı” için Tam bağımsızlık eylemleri yanında hak, adalet ve eşitlik yaratacak bir etki olarak şümul buldu. Bu konudaki noksanlık ve hatalar nefsi mülkiyetçi düzen kültürelinin kuşatması ve emperyal güçlerin dezenformasyonu yanında modern bilimsel gelişmelere duyarsızlık ile birlikte irdelenmelidir. Hatıratlarına saygı ile söz hadim bu kadar.

1978 sonrası politik hareketleri ve  12 Eylül sürecinde yaşadıklarımı yazı dizi ile “ geçmişe kırk yıllık örgüsel bakış” ile anlattım (Baknz: www.okuyay.net).

Dirençle bu günlerimi oluşturan ve 1978 sonrası süreci: Kurtuluş hareketi, CHP, SHP ve ÖDP’ de görevler alıp çalışma alanlarında bir fiil uğraşılarım içinde eleştirel  yaklaşım  ve öneri geliştirerek  irdelediğim bu yazılar özde: “Türkiye solu önderliğinin” tümü ile  mefta olduğunu ve etnisite temelinde bir gericiliğe düştüğünü ilan eder, kanımca yeni toplumcu yurtsever yol için bir  köşe taşı mahiyetindir.  Tanju dost, bu irdeleme yazılarını gençlere yol gösterir,  “tarihi bir ders notu” olarak ifade etmiştiniz.  Kendim, “kendi öz eleştirimi” yaşadığım yıllardaki pratiğim ve manayı içe doluşla kavrayışım temelinde bu tefrikada vicdani cihetim yönünde davranmaya ve ortaya koymaya gayret etim. İyi niyet bizden kerameti Allah’tan: Yeter ki sağlık olsun; nice yollar açılır, içe doluşla tayin edilen tüm menzillere erişilir.

  1. Bu Topraklar: Tasavvufi özle yeni Mustafa Kemaller yetiştirir…

“Bizim kuvvetimizdeki hız, tarihin o durdurulamaz akışındandır” N.Hikmet ‘e atfen Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşı ve ön Asyalı toplumcu yurtsever bir kişi olarak Marksizm’den etkilenimi onu aşmak için almalı derim. “Sol ve sosyalizm“ söylemi Leninst, Moist,  Avrupai vb. bu topraklarda konum ve duygu dışıdır. “Solun“ genelde irtibatsız kaldığı Horasani Kur’an yorumlayışının değişik versiyonları: Yesevilik, Melamilik ve Babailik akımları etkisindeki Şeyh Bedrettinler, Yunuslar ve Pir sultanlar’ın  lirik  nakışlı dili olan tasavvufi akış bu toprakların ruhudur. Ve Çanakkale’de Turuva’yı gören, Türkiye Cumhuriyetini Asya dayanaklı sulh yapıcı hakkaniyet kültüreli ile Avrupa’ya doğru ören Musatfa Kemal Atatürk tassavufi bir tarih yapıcısıdır (Bu konuyu:  Yazılar kitabımda Yeni şafak yazarı Yusuf Kaplan’ın eleştirisi kısmında irdeledim).  Günümüzde katakuli  ile yenilenen İstanbul seçimleri mağduru Ekrem İmamaoğlu performans ve davranış doneleri  (kendini vesvese  ve kibire kaptırmazsa ) çerçevesinde ve sulhuyetli sakinlik içinde tasavvufi tarih yapıcılığı potansiyelini  taşımaktadır.

 İnşallah, Kadim coğrafyamız topraklarında  yeni kolektif önderlik sulhuyetli sakinlik içinde  tüm yeryüzü ekosistemi bütünlüğüne  doğal katılımcı ve tüm halikin hakkına riayet sonucu oluşacaktır.

Not: Hakkı Zapçı dostun “Bağımsızlık ve Demokrasiye Giden Yol” yazılarındaki tahlillerine (bu sohbete katılımı için) gönderimler çerçevesinde; Vicdani politik rota ilkeleri ve Toplumcu Yurtsever Yol güzergahı başlıkları ile sohbet devam edecek…

 

 Baki selamlar…11.06.2019  

 

Politik Rota Değişimi – Orhan Karakuş

Bu süreçte iktidardaki AKP (yeni parti arayışları ve iç eleştirel söylem) ve muhalefetteki CHP  (program tadilat, gençlere ve kadınlara açılımla) sarsılacaktır. Biri bölünecek, diğeri dönüşmeye çalışacaktır. MHP artık siyasetten mevtadır. HDP ve İYİ partinin toplum nazarında meşruiyeti güçlenmiştir.

DÜNYA KAOSA BİZ KATOSTRAFİK ÇÖKÜŞE… – Orhan Karakuş

Ülkemizde bu 1 Mayıs Çubuk’taki güvenlik zafiyeti sonucu LİNÇ provokasyonu tezgâhları yanında, kısmen belirsiz bırakılan (YSK kararı ile kesinleşen) İstanbul yerel seçimleri altında potansiyel bir gerilim riski taşımaktadır.

Dünya ticaret savaşları: diplomasi bitiyor, sofistike yeni silahlar…

Nefsi mülkiyetçi düzenin içindeki tüm “gelişebilecek nüveler” kabak çiçeği gibi açtı. Bilişim ve silah sanayisinde ultra tekeller ve ortalama devletlerden daha büyük mali yapıları olan konsantre holdingler artık dünyada başat. Küçük (KOBİ) ve orta boy (BOBİ) işletmelerin gelişerek; “eşitsiz gelişim yasasından “ yararlanıp dünya çapında pazarda yer etmeleri pek mümkün görünmüyor. Marka ve bilişsel alt yapıda güçlü olan ve dev internet altyapısı ile korporasyon üretici- alışveriş siteleri fiziki ve sanal ortamları kapladılar. Kimi endüstri dallarında tam otomasyon üretimler, yarı mamul ham madde tedariki için gelişen ülkelere yönelik yatırım kaydırmalarının yerini kritik madde kaynaklarına doğrudan erişim ile dünyada yeni bir post –küresellik başladı. Nitelikli ve ayrıcalıklı insanlar tanımlanarak  “ tüm tüketicilerin network ağları ile oltada tutulması ”  aranmaktadır. Devletlerin maliye yapıları ve merkez bankaları artık mali oligarşinin ağına takılan ülkelerin iç dizayn aparatları…

Çin ve ABD arasında gibi görünen, esasen Şangay beşlisi ve çatırdayan NATO (AB’nin ordulaşma adımı, sancılı Brexit, kıta Avrupa’sının mali ve fiziki operasyonlara ve tatbikatlara katılımda taş koyması) arasında yüksek gerilimli bir ticaret savaşı sürüyor. Bu sadece ekonomi boyutunda değil tüm psikolojik harp teknikleri yanında bilişsele evirtik mali istihbarat güçleri ile devrede. Vahabi İslamcılık etiketi ile Körfez sermayesi ABD-İsrail – İngiltere denetimine alınıyor. ABD-İsrail stratejik işbirliği iki devlet ancak tek bir vurucu güç sarmalı halinde, Ortadoğu’da Küdüs’ü zapt ve İran’ı vurma provokasyonları ile 3.dünya savaşının dördüncü evresinde yol alıyor. (bknz: www.gelenekvegelecek.com )

Ve bu günlerde Latin Amerika’da başta zengin petrol kaynakları ile Venezuela yeniden içten içe kaynatılıyor. Bu gün gelişen Kolombiya destekli darbe teşebbüsünün arkasında bizatihi ABD, entrika tezgâhlarını ve apaçık bir işgal girişimini fütursuz uyguluyor. Yalan ve talan uygulamalı liberal demokrasinin örtülü şalı olan BM yetkisiz, hava ve cıva kararları ile artık devre dışı… Dünya ölçeğinde kaos ortamı artık kontrol edilebilir kısmını geride bırakarak dallanma ve yarılmalarla birkaç koldan birden türbülans oluşturmaktadır.  Özellikle kritik enerji ve su kaynakları bölgelerinde yoğunlaşan nüfus fazlalığını da tırpanlayacak bazı daraltılmış bölgelerde NBC (Nükller-Biyolojik-Kimyasal) silahlarının devreye alınmasına ramak kaldı.

“31 Mart Yerel seçim BAHARI’nı” pramiliter faşizme çevirme hamlesi…

31 Mart yerel seçimlerini daha önceki  “31 Mart olası kestirimler ve sulhuyetli sakinlik ile sulh yapıcılığı”   başlıklı yazılarımda irdelemiştim. Şimdi İstanbul seçimlerini tavsatma ve sonucunu yargı marifetine bağlama operasyonu: “İstanbul seçimi beka meselesi” (MHP lideri Devlet Bahçeli) ve  “öyle birkaç bin oyla İstanbul verilmez” (AKP lideri R. Tayip Erdoğan) şahsi ikbal propagandası ile açmaza alınmaktadır. Bu arada Çubuk’ta şehit erimizin (Allah rahmet eylesin. Ruhu şad olsun)  defin töreninde üzerinde çalışılmış provokasyon ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na açık LİNÇ girişimi karşısında günümüz Türkiye’sinde şiddete karşı ortak politik tutum ve demokratik reflekslerin güçlü bir şekilde çalıştırılması yapılamıyor. Hatta şiddetin özendirilmesi yönünde ortam bulandırılmaktadır. MHP liderinin K. Kılıçdaroğlu’nu aleni suçlaması ve “cumhurbaşkanlığı hükumet” modelinin İçişleri bakanı hakkında CHP’nin savcılığa suç duyurusunda bulunması ve “yetkili erkin” teşvikkar salvosu önümüzdeki bu Mayıs ayında puslu ve dumanlı havaları şimdiden işaret etmektedir.

“1 Mayıs” ve bol güneşli günler arayışı…

Tüm çalışanların bayramı olarak tüm ezilen insanları da kapsamına alan “1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI”  Hepimize kutlu olsun. Ülkemizde bu 1 Mayıs Çubuk’taki güvenlik zafiyeti sonucu LİNÇ provokasyonu tezgâhları yanında, kısmen belirsiz bırakılan İstanbul yerel seçimleri altında potansiyel bir gerilim riski taşımaktadır. İnşallah kayda değer bir vukuat olmaz.  Bu yerel seçim sonuçları ile başkanlık modeli gündem dışına itilmiş ve değişim istikametini; Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz sözü ile: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”  Bir kez daha perçinlemiştir.

        Allah’ın izni ile bu yerel seçimlerde cumhuriyetin toplumsal tabanın genişlemesi ortaya çıkmış ve laik demokratik toplum devletinin meclis formu için tekrar TBMM’nin aktif olması tayin edilmiştir. 2000’li yılları karakterize eden hukuksuzluklar, yolsuzluklar, AVM ve kaçak sarayların israfları, gereksiz ve iyi düşünülmemiş projeleri ile ihalelerde haspa adam kayırmaları, İNŞALLAH, tarihin çöp sepetine atılacaktır. Şimdi organik tarımın yeniden doğal gidişata uygun yerli tohumlarla ele alınması, uluslararası sermayeye verilen imtiyazların tüm sektörlerde kısıtlanması ve kamusal kaynaklarının kooperatif birlikleri ve kamu iktisadi devlet işletmeleri eli ile yeniden organizasyonu öne çıkarılmalıdır. Hakkaniyetli yönetim modellerinin yerellerden doğru uygulanması ile merkezi Türkiye Cumhuriyeti devletinin misakı milli sınırlarımız içinde tüm toplumu birlik ve dirlik içinde müşfik ve örgün olarak adaletle sarması dört koldan şevkle örülmelidir. Cümlemizin bahtı açık olsun

baki selamlar… Orhan Karakuş, 30.04.2019

III. Dünya savaşında 4. Evre: Venezuella ve İran cepheleri… Orhan Karakuş

Kadim kültürelin binlerce yılda damıttığı toprağımız öz değerlerine ( Bağımsızlık, Sulh yapıcılığı, Hakkaniyet, Razılıkla helalleşme, Uyum birlikteliği, Toplumcu yurtseverlik, Toplumcu hürriyet düzeni Tasavvufi praksis yol ) sıkı sarılan bir dayanışma içinde sulh ve hakkaniyet yürüyüşü başlatılmalı…

Vicdani politik rota için meşveret(4) – Orhan Karakuş

Bu kez “çanlar hepimiz için çalıyor”…İnsanlık şuurunu kaybetti….

İklim değişimi, ticaret ve fiili bölgesel savaşlar, eli tetikte NBC soslu cephe savaşları, çevre tahribatı, kıtlık ve mega kentlerde üretilen hizmetler çıkmazı, nefsi mülkiyetçi düzenek temeli çatladı, çöküyor, yolun sonu göründü. Önümüzdeki yıllar asal ihtiyaçlar için üretim çarkların durduğu, savaş tamtamların çaldığı, ülkelerin cepheleştiği ve sofistike silahlarla orduların çarpıştığı yıllar olacak. Çağımızda bizim gibi ülkelerdeki mevcudun analizinde; artık neoliberalizm tamamen etkili, emperyalizm dışsal’dan “içsel olguya”  şimdilerde içimizde tam konsantre olmuştur. (Mahir’ler ve  Deniz’lerin ‘68 ruhuna’  atfen Allah onları rahmet eylesin. Nurlar içinde yatsınlar). Pisikolojik harp için telekominikasyon ve medya üzerinden dezinfermosyan akışı;  internet ağları, sosyal medya hesapları, network ağları ile dolaşımda olan bütün veriler artık emperyal devletlerin istihbari tekeliyetinde süzülüyor, simultine denemelerle yaşamda örtüşen ultra operasyon formlarını yerli işbirlikçilerle hataları tolere ederek uyguluyorlar.  

Diğer yandan doğu toplumu olarak asabi duygusal karakterimiz bu pisiko-sosyo operasyonel senaryoların kıskacına alınmıştır. Etnisite ve inanış temelinde iç kırılmalar ve kıyımlar coğrafyamızda başat. At izi, it izine karıştı “ , ortalık 56’ya gidiyor” vekalet savaşı veren kukla örgütlerin sosyo-pisiko tahlili sağlam ve objektif temelleri kamuoyu nezdinde açığa çıkarılacak ve coğrafyamızdan tamamen dışlanacak asil bir durulama gerekli. Asabiyet harsın ilerleticisi ve karakterize edicisi (İbn Haludun); bu içerik ve kapsam her zaman nefsi mülkiyetçi kültürel formda harp ve talan ile daim kalırken, rasyonel batıda planlı makyavelist tarz, şark kurnazı doğuda ise pekmez döken muaviye tarzıyla  güncel reel siyaset oluşmaktadır. Reel –rasyonel ya da ilmi siyaset ile bu dünyada yol alanlar nefsi emarelerine yenilip şeytanla işbirliği yaparak dünyayı cehenneme çevirdiler. Bu top yekun bir şuur kaybıdır.  Bu nefsi dünya işte her gün böyle yalap –calap dönüyor.

Yaşamı hakkaniyetle örecek meşveret meclisleri…

Kültüreli arıtma temelinde şuurlu bir istikamet için suhuyetli sakinlik hali ile ünsiyete yönelim ve haka riayet öne çıkartılmalıdır. Ülkemizde 31 Mart yerel seçimleri (demokratik içerikten arı) vesilesi ile gerilen ve kutuplaşan (sağlıklı ve doğal olmayan)  politik ortamının aşılması için toplumcu yurtseverlik mihverinden yürüyüş geliştirme gerekliliği için ilginize sunduğum vicdani politik rota yerellerin özgün yapıları dikkate alınarak meşveret meclislerinde konuşulmalı ve sabırla yaşama aktarılabilmelidir.

Karanlık atmosferli Keten pereden çıkış için sulhuyetli bir dayanışma yolu bulalım ya da açalım.  Dezenfermasyon ve troller etkisindeki medya – sosyal medya körleştirmesi altından hızla sıyrılarak hakikatin yeni formlarına (yakın bilgi üzerinden) vicdani istikamette yol alırken şunun kesin bilincinde olalım: Etnisite temeli halkalar ayrışımı, inanışta ötekileştirme, sol ve sağ  ideolojik yapılanmalar diye: daraltılmış nadide bizlere atfen yapılan tahlillerinin ve eylemlerin tümü faşizan bir zihniyet taşır, düzenek fikriyatını besler. Doğal yaşamda ve yeryüzündeki her ortamda kâr ve rant için her şeyi talan eden bir fütursuzluk yaşanıyor. Türkiye toplumu mânayı önceler (Cemi Meriç) bu arada pisiko sosyal süreçlerin duygu bölüntü paketleri (quantatif) sonucu birikimli potensia içinde hemen hemen bütün doğu toplumlarında bunaltı ve asabiyet içindeyiz. Bunların sükunetle ve suhuletle konuşulması lazım. Toprağın dili deruni Türkçe ile ses değişimi ve sahada katılıma açık  alternatif çözümler sunan yürüyüş geliştirmek gerekiyor. Seksen yıldan beri tahrip ve yapısal bozunuma uğratılan laik demokratik cumhuriyetin toplumsallaştırılmasında ve dünyayı değiştirmede teorik-pratik mücadelemizde yavan ve sanal alemlerde bir arpa boyu yol aldık. Nefsi mülkiyetçi düzen altındaki bu yaşamda menfaatler üzerinden kısa süreli ne ütersem faydadır, çarçabuk biten vefasız yolculuklar ve ahdini unutma, güven bunalımı meseleleri herkesi yakıp kavurmaktadır. Vicdani politika ile tutarlı davranış ve anlamlı tavır alış temelinde,  ahde bağlılık ve dostluk sarmalında sabırla, süreklik taşıması gereken bir uğraşı önümüze serilmektedir. Yeryüzüne yayılacak ( İnşallah, dünya hep beraber bu nefsi düzenden çıkacaktır) değişimin başarıya ulaştırılmasında; yeni yaklaşımlar ve farklı irdelemelerin modellenmesi pratiğin mihenk taşına titizlikle vurulması gerekiyor. Kirlilik ve şer kokan bu iklim ve bu kaotik atmosferden ferah bir muhabbet ortamına çıkabilmeliyiz. Sanal alemlerde karşılıklı yazışmalar ve sohbet denemesi yavan sözler altında istikrar kazanmıyor. Kaldı ki düşünüş paralelliği taşıdığını sandığımız binlerce sanal arkadaştan ve pratik olarak yakın olduklarımızdan da fersah fersah uzaktayız.

‘2019 yerel seçimleri”….

Türkiye, önümüzdeki süreçlerde de hep beraber göreceğimiz gibi, başkanlık  emperyal siyaset odaklarınca kıskaca alınarak uydu konumuna düşürülecektir. Sözde muhalefet partisi CHP artık bu yönelime periferi bir odaktır. Kısaca bu düzenekte iktidar-muhalefet aynı yumurta ikizidir. Çevre duyarlılığı yüksek, onur ve vicdan eylemleri ile açığa çıkan 2008 kuşağı, 2017 seçim sürecinde  Cumhurbaşkanlığı sistemine”  itiraz dinamiği halini aldı.  2019’a girdiğimiz bu günlerde henüz alternatif bir yönelim ortaya çıkaramadı. Türkiye toplumu kendi mecrasına çekilen bu değişim güçleri ve iktidara destek veren kitlelerin hoşnutsuzluğu minvalinde kıpırdanmalarının da ortaya çıkmaya başladığı bir ekonomik kriz kıskacında sancılı bir gebelik yaşamaktadır. Yerel seçimler kitlelerin politik duyarlılığını yükseltecektir. Önümüzdeki dönemde değişim güçleri yeni bir dönüştürücü yapılanma için toplumsal yapıda pratik olarak kendini örmelidir. Günlerimiz yeryüzünü ve ülkemizi feraha çıkarmak için sayılı, hayatın akış dirimselinde canlı ve sulh yapıcı pratik eylemlilikler içinde olmalıyız.

Üretken  ve yenilenebilir tüzük / kamusal  bir program…

Toplumcu yurtseverlik mihverinden yürüyüş hareketi ile Türkiye’de ayrımsız tüm toplumu alternatif değişim istikametinde örmek  ve toplum devleti formunu inşa etmede projeler geliştirmek için  ayrı tutarlı ahlak formunun can ve vicdan  sarmalında kristalize olacağı  politik rotada buluşma ve  kadim  kültürü  damıtma için  toprağımızın  şu ana ilkelerinde uylaşım gerekiyor:
A. Yurtta sulh, cihanda sulh” şiarına sadıklık
B.  Laik demokratik toplum devleti formu için liyakat ve hakkaniyet temelinde örgüsel modelleme…
C. Tüm yeryüzünde işgalci ve istilacı nefsi mülkiyetçi emperyalist sisteme karşı tam bağımsızlık için dirençli değişim mücadelesi…
D. Her türlü ” dinciliğe, şovenizme ve ayrımcılığa” karşı birlik ve dirlik için İNSAN KARDEŞLİĞİNİ yükseltmek…
E. Veri analizi destek süzgeçleri temelinde delege ve temsil sistemini ortadan kaldıran doğrudan demokratik ve geri çağırma hakkını, üye iradesine mündemiç kılmış üretken bir tüzük ( Merkezi sinir sistemi ve hissi kabiliyet )…
F. Mazlumlar, yoksullar ve  çalışanlar yararına doğal gidişatı ve ekosistemi gözeten tüm halik olmuşların hakkına riayet eden, rant ve sömürüyü yok edecek kamusal bir program

Vicdani politik rotanın tesisinde kadim kültürelden damıtılması, razılıkla buluşma ve dirimselde geleceği birlikte kurmaya katkı için uylaşım geliştirme toplumsal kaynaşmamız için durumdan çıkan vazifelerdir. Bu vazifede: Fikriyat çerçevesinde özgünlük ve özgürlük kokan her düşünceye saygılı olurken onurlu bir duruşla, vicdani bir ufuk çizgisinde mazlumun yanında hak ve adalet mücadelesine sevgi ile emek verip katılımcı olmaya gayret edeceğiz”                        

 İşitilmesi dileği ile baki selamlar…

Orhan Karakuş 05/01/2019

Vicdani politik bir rota için meşveret(3) -Orhan Karakuş

Yılmaz Öner’den (ᵠ=  H-1 H(ᵠ) özdeşlik denklemi ve “bilgi”…

Yeni evrim teorisinde yaşar kalma olasılığına matematiksel modelleme getiren, Prodetrminizm ile olasıklı olabilirliği -orjinalini Almanca kaleme alması (sitemini anlamlı bulalım)- zamanın predefiktif aşamasında yeniden – üretim fonksiyonun/ mekanizmasının (A’=exp(-2πit’/T) ) yaşar kalma olasığını  submaksimal  ve monopolist  arızaya uğratmadan kendiliğinden  üretmesi ve  belirsizliğini  sekünder  zaman enleminde irdeleyen  Yılmaz Öner’de bilgi:

L zaman enleminde andaki olası olayı ;  “O zaman görülür ki her aktüel, bilvesile arıza öncesi (primer)(1/Ti) frekans paketiyle virtüel, bil vesile arıza sonrası (sekonder) (1/ri, j-1) frekans paketi arasında kalsik klasik determinist anlamdaki ve (i) indisi ile gösterilen tekabül, aynı anda, aynı (1/Ti) aktüel frekans paketiyle j-tane farklı virtüel alternatif (1/ri,j-1)  frekans paketi arasındaki ÇOK ANLAMDA belirli (MEHR-DEUTIG) bir tekabüle dönüşmektedir. Çok- anlamlı tekabülün ürünü olan virütel alternatifler birbirlerini aynı anda dışlamaktadırlar ki aralarından SADECE bir tek  Pi, j-1 olasılık fonksiyonun maksimumunun tekliği gereği, Eksklusif (tekel) olarak aktüelleşebilmektedir.1   Submaksimal yaşar kalma olası durumunu modellemede sunduğu üretim fonksiyonu ve kendiliğinden doğan H ve H-1 girdi-çıktı dönüşümü altında  ᵠ=  H-1 H(ᵠ) iç özdeşlik denklemi ve  (ᵠ) potentia iç biçimi üzerinde aynı anda enerji alıp veren H ve H-1 operatörü için Y.Öner:

“Doğadaki her olayın dinamik birer üründen bilgimizin ise bu ürünlerin objektif biçimlerine indirgenmiş, yani H-1 H(ᵠ)=ᵠ durumlarından oluştuğunu unutmayalım. Demek ki <genel olarak bilginin kendisi> böyle bir indirgeme sonucu belirlenen, kısaca dinamik sürece bir anda girip aynı anda çıkmış, objektifleşerek çıkmış  ᵠ=  H-1 H(ᵠ) biçiminde yatıyor. Herhangi bir bilginin genel olarak doğmasını sağlayan denklem budur, bir iç özdeşlik denklemidir…”

Kısaca iç özdeşlik denklemi bilginin üreme koşuludur veya bilginin genetik denklemidir. Ne türden olursa olsun doğa hakkındaki bilgimizin üreticidir.

Bilgi edinme olayı: (1) farazi bir iç biçimden dinamik (objektif ) ürüne (uygulamaya denemeye) geçiş (2) deneyden sonra bu farazi biçimin artık objektiflik kazanması ve böylece doğrulanmasıdır. Farazi iç biçim bilgi edinme olayı karşısında böylece invaryant kalır.2

Yılmaz Öner’in diğer eserlerinin bazılarında de tetkik ederek aldığımız feyiz ile bilgi; iç geometrik genetik yapısı olan potentia kapsamına bağlı olarak bilincin maddeliği formunun, insan zihninde düşünsel devinimi kristalize eden, içe doluşla akıl operatörünün devreye girişi sonucu kesinleşen oluşum seyrine kendi katılımını da içselleştirerek:  gözlem ve deneye dayalı zeki çözüm ile formüle edip  idea”  formunu kültürelde kavramsal yada formüle olarak  somutlanmasıdır.

 Yunust’an  “Deyiş’ler” …M. İbnü’l Arabi’den “El- Fütuhât”…

Kanımca deyişlerinde dilimizi en anlaşılır öz ve biçimle sunan Yunus Emre, gönlümüzü feth eden zarif bir lirizmin doruğudur. Onun kimi deyişleri insanı kendinden alır, huşu içinde Allah-u Teala ile özlü rabıta kurdurur. Birkaç örneği:

 “ilim ilim bilmekdür ilim kendin bilmekdür, Sen kendüni bilmezsin ya nice okumakdur.”

“On sekiz bin alem halkı cümlesi bir içinde, Kimse yok birden artuk söylenir dil içünde”…

Çıkdum erik dalına anda yidüm üzümi, Bostan ıssı kaykıyıp der ne yersin kozumu”…

Gerçek aşık oldun ise gel ışk kitabından okı, Can gözüni açtun ise hakikat bulasın Hakk’ı”3

Burada içe doluşun kristalize oluşu olan ilham hali (fütuhât); gönüllere doğuş ve kalbin Nur’a gark edilişi olarak alalım. Önce bilgi ve Yakîn Mertebeleri üzerine M.İbnü’l Arabi’ye atfen yazılan bir irdelemeye dikkat çekelim:

İbnü’l-Arabi’ye göre İsr â (a.b.ç) zevk yolu ile bir bilgilendirme ve öğretimdir. Burak ise sebepleri ortaya koymak ve peygambere zevk yolu ile sebepleri öğretmek için gönderilmiştir. Allah Hz. Muhammed’e (a.bç.) kendi nefsinde meydan gelmediği öyle bir ilim vermiştir ki, o ilim sayesinde vahiy yolu ile dahi önce bilmediği şeyleri öğrenmiştir.4 Bu nedenle Mirâcın (a.b.ç)yakın mertebeleri ile ilişkisi vardır. İsrâ ve mirâç gerçekte yakının yani kesin bilginin iki aşamasıdır. İsra ilme’l yakından ayne’l yakına geçmektir. Çünkü aynel yakın bildiği şeyleri görmektir. Nitekim İbnül Arabi’nin cümlesi ifade ettiğimiz hususu pekiştirir: “O bildiğinin aynısını görmüştür.”  Mirâç ise ayne’l  yakın’den (bilgi kesinliği) hakka’l- yakın’e (gerçek kesinlik) geçmektir. Çünkü hakka’l- yakın, görmeye ve müşehadeye dayanan ilimdir. İbnü’l-Arabi’nin ısra’nın ilme’l yakından ayne’l yakıne geçmek olduğuna işaret eden cümlesini aşağıdaki şekilde tamamladığını görmekteyiz: “Bildiğinin aynısını gördü ve gördüğünün sureti (inanadığından) farklı değildi.” O halde miraç hakka’l yakıne ulaşmaktır.5

419: “Halvet makamların en yükseğidir; insanın içinde bulunduğu ve mamur ettiği bir menzildir, kamil insan o menzili zatı ile öyle doldurur ki, onunla birlikte oraya bir başkası gelip sığamaz. İşte, bu halvet ile kamil insan arasındaki nispet, tıbkı Hak Teala ile kulun kalbi arasındaki nispet (a.bç)gibidir.” 6            

420: Bu âlemde halvetin aslı, alemin doldurduğu “Boşluk” tur (el-hala)Bu boşluğu ilk gelip dolduran “heba” dır.7 Bu karanlık bir cevherdir ki zatı ile “halâ” yı yani “Boşluğu” doldurmuştur. Sonra Hak Teala o cevhere “Nur” ismiyle tecelli etmiştir; sonra o cevher onun rengine boyanmıştır. Öyle ki karanlığın -ki o karanlık ademdir- hükmü kendinde zail olmuştur ve “varoluş” la (Vucud) nitelenmiştir. Rengine boyanmış olduğu O Nurla kendi (nefsi) için zahir olmuştur. İşte Onun zuhuru insan suretinde olmuştur. Bu nedenle, Allah ehli kimseler bu zuhuru “büyük İnsan” (el-insanü’l kebir) diye 

isimlendirilir. Onun özetini ise “küçük insan”(el-insanü’i sagir)…8 .. . İnsan bir küçük âlemdir. Alem bir büyük İnsandır; İnsanı kâmil ise, o, âlemin özetidir.9

435: Ey dostum,Allah bizide sizide yardımı ile desteklesin! Bil ki, ”keşif” halvetin zıttıdır…halvette perdeler vardır…Halvet sahibi “keşif” durumuna ulaştığı zaman, artık halvette olmadığını ya da halvetten çıktığını bilir.10

437: El evvelü ilâhi ismi ve el-Batınü ilâhi ismi  halveti gerektirir.El ahirü ilahi ismii ve ez-zahirü ilâhi ismi halvetin terk edilmesini yani celveti gerektirir…Sonuç olarak “halvet” dünyevidir; bu dünya ile ilgilidir.” Celvet” ise uhrevidir.,ahiretle ,öte dünya ile ilgilidir.”ahiret hayatı daha hayırlıdır.”(Kur’an,el -A’la 87/17)..(a.b.ç) ( M.İbnü’l Arabi /Hakikat ve Tefekkür,syf:112)

 M.İbni’l Arabi ‘den aldığımı bu alıntılarda; gayb hali ve gaybda gayb hali için salih niyetle kalben halvete yönelim şuhud halinde olmak ve O’nda hemhal olmaktır,  bu tasavvufi yaklaşımdaki bir Şiiri burada nakledeyim:

Şiir 1.

Huzurum hak iledir gaybet halimde

Huzurum O’nunladır; bu nedenle O’dur hazır olan

Gaybet halimde O,Hak Bâtındır

Huzur halimde ise O Zâhirdir

Eğer ben O’nun önüne geçsem,o zaman ben Evvel

Eğer O benim önüme geçse, O zaman ben Ahir olurum.”11

Halvet’e yönelişi bir ilgi ve ilişki bağı ile kalbe doluşun (El-Fütuhât’ı ) fenafillahı Hakka’l yakın olmaya bir derindelik olarak yorumlayıp bunu: Ünsiyeti bime“  hali, bir maksimalite (en yüce iyi) olarak uylaşıma sunalım.

Immanuel Kant: “maksimalite” …

Öyle ise ilk sorulacak şudur: saf akıl kendi başına istemeye yeterli olabilir mi, yoksa akıl istemenin ancak deneysel-koşulu mı belirleme nedeni olabilir? Burada saf aklın eleştiri ile haklı çıkarılan, ama deneysel olarak ortaya konmayan bir nedensellik kavramı yani özgürlük kavramı işe karışır.”12

“…Çünkü elimizdeki eleştiride ilkeler den başlayarak kavramlara ve ancak kavramlarda, olabildiği yerde duyulara, gideceğiz; oysa teorik akılda duyulardan başlayıp işi ilkelerde bitirmemiz gerekiyordu13

 “Akıl, istemeyi pratik bir yasa ile haz ve acı duygusu –hatta bu haz yasanın kendisinden alınan bir haz olsa bile-araya girmeksizin, dolaysız olarak belirler ve ancak saf akıl pratik olabildiği için yasa koyucu olabilir.”14

“…Şimdi bir yasayı bütün içeriğinden yani(belirleyen neden olarak her türlü isteme nesnesinden ayırırsak, geriye genel bir yasa koymanın sırf  biçimi’nden  başka bir şey kalmaz. Demek ki akıl sahibi bir varlık kendi öznel pratik ilkelerini, yani maksimlerini, aynı zamanda genel yasalar olarak düşünemez, ya da maksimlerini pratik yasalar yapanın, yalnız başına bu maksimlerin biçimleri –onları genel bir yasa olarak konmaya uygun kılan biçimleri olduğunu kabul etmek zorundadır.15

Burada temel olarak ahlakın aksiyomatik yapıya ulaştırılmasında kimin için, ne niyetle ve ne kadarı ile bu forma varıştaki amaç ne için?  sorusuna kıymetli düşün ve bilim insanlarının yaklaşımlarından da feyiz alarak bir cevap geliştirmeye devam edelim. Aksiyomatikleştirme çabamızda; genelde cins, etnisite ve inanış ayrımına dayanmayan birimseldeki ferdi ünsiyete yönelim çerçevesinde; yoldaki ergin insanın muğlak ve öznellikte göreceli iyi yerine en yüksek mertebeden iyi olan; ünsiyeti bilme  kavramı ile ayarı tutarlı ahlak için hemen hemen sentetik aksiyomlara öz kıymet ve esas yapı taşı olarak sunalım.

Ayarı tutarlı Ahlak normu için aksiyomatik yaklaşım…

Şimdiye kadar bu metnin A4 gergefine dokumasında bilmi ve ilmi bilgilerin birbiri ile sarmal temel yaklaşımlarını sunmaya çalıştık. Bu geniş ve somut dayanağı aksiyomatikleştirmede özlü söz olarak beş önerme ile ilgiye açalım.

1-Dirimselde sınırlı-sonlu varlık olan insan can ve vicdan ile halik olmuştur.

Şu anda bulunduğumuz serili alem içindeki dünyada zamanın limitasyondaki açılımına bağlı mekanda her şeyde kendimizle birlikte nesnel veriyiz. İster karanlık bir amâ’da (Adem) yaratılan eşref -i mahluk( ademiyat), ister doğanın evrimselinde vücut bulan insanımsılardan homo sapience (yetkin düşünen bir organizma)  ekosistem bütünlüğü içinde fert olark yer alırız. Konumuz olan fert insanda; sınırlılık, hacmi belirlenebilir kaplamsal bir organizma bütünlüğü, sonluluk ise organizmanın bozunuma uğrayıp tamamen başkalaşımı. Can ile insan fıtratında eylemli ve duyumsal sürekliği olan bütünsel sistemin, yaşamdaki zaralı faydalı ayrımına yön veren temel dürtüyü, vicdan ile doğru -yanlış, iyi -kötü ayrımını süzen 

insandaki doğal yetiyi kavramsal dile getirelim. Konumuza atfen yüksek organize canlı organizmalarında da vicdanın belirli seviyede varlığına işaret edelim.

2-Asal ihtiyacın giderilmesi huzurun kaynağıdır.

Asgaride kaygı duymadan imkânların hakça paylaşımı temelinde barınma, beslenme, üreyim ve yeti ile becerilerini fırsat eşitliğinde gerçeklemek asal ihtiyaçlardır. Bunların türevlerini arzulama ve yaşamadaki istenci bu istikamete çevirme, rafine bir paylaşım ve dayanışmalar çerçevesinde tüm halikin hakkını da gözeterek oluşturtulmalıdır. Karnı tok, sırtı pek ve keyfi yerinde her insan kötülüklerden arı yüksek iyiye yönelir. Bu vesile asal ihtiyacın giderilmesi huzurlu kalmanın elle tutulur asıl sebebidir.

3-‘En yüksek iyi’ ünsiyeti bilmedir.

Tasavufi yaklaşımda gönül gözünden ünisiyeti bilme; fakr-ı sülük halde yol almada tüm halik ile saygı sevgi temelindeki ahbaplığı, biricik olan dostluğa esasasen varışta (halvet); Hüsnü tam ve mutlak Didar’ı müşahade edebilmek için sürdürmektir. Immanuel Kant: Saf pratik aklın deneyimi çerçevesinde ödevini sorumlulukla toplum yarına yerine getirme ve saf teorik aklın özgürlük altındaki özerk eylemine tercih oluşturma süzgecindeki maksimali olan en yüksek iyi (bu içerik ünsiyeti bilme ile kapsanır) olur ki; tasavufi kapsamda insan tanrının nefes verdiği bir parçasıdır. “Beni bende demen bende değilim, bir ben vardır bende benden içerü” Y.Emre)

“Verilmiş bir eylem açısından, düşünülür öznenin, aynı zamanda duyular dünyasına ait bir özne oluşuyla, bu açıdan mekanik olarak belirlenmiş olmasına karşın, yinede özgür olabileceği kabul edilse de öyle görünüyor ki, genellikle bütün varlıkların ilki olarak Tanrının, tözünde varoluş nedeni olduğu kabul edilirse (ki bütün varlıkların varlığı olarak tanrı kavramından ve bununla birlikte teolojide başlıca dayanak olan, Tanrının herşeye yeterliliğinden de vaz geçilmeden, bu önermeden hiçbir zaman vazgeçilmez (a.b.ç) Şu da kabul edilmelidir: insan eylemlerinin belirleyici nedeni, büsbütün gücünün dışında olan bir şeyde yani kendisinden farklı olan en yüce bir varlığın nedenselliğinde bulunur. İnsanın var oluşu ve nedensellliğinin belirlenmesi, tamamen bu varlığa bağlıdır.” 16

En yüksek iyi olarak ünsiyeti bilme’yi kavramsallaştırma ve ayarı tutarlı ahlakta bir önerme olarak sunma biçimini Tasavufi Praksis yoldan bir belirlenim olarak takdim edelim.

4- Ünsiyeti bilme ergin kişiye yakışır.

Özü sözü bir” doğru yoldan vicdan mizanı ile şaşmayan kendini aramada Kamil İnsan olabilme yönelimi taşıyan ferdi; ergin insan’, yüksek iyi istikametindeki merhamet ve aşkal dolu huzurlu yolculuğu içselleştirme gayreti; ekosistem bütünlüğündeki yaşamda, sulh yapıcılığı ve razılıkla helallik arayışı, kişinin kendi ocağından süzülen nâr- ı beyzasıdır”.  İçe doluşla bilme gücüne bağlı hakikati yansıtan bu önerme kendimce herkese yakışır, diyorum.

5-  Her toplumsal kendi kültüreli ile hâllenir

İnsanlığın sürü ve klan, kısmen topluluk sosyolojik yapısında doğa ile kurduğu doğal besin ve barınma neslin üretilmesi ilişkisi ilkel yaşayışa bağlı avcılık ve toplayıcılık iken toplumsal yerleşik yaşama geçişinde toprağın mülkiyeti ve işlenmesi, üretim araç ve gereçleri üzerindeki sahiplik kadar kültürelde üretim biçimlenmesinde etkin rol oynamıştır. Kavimler ve milletler olarak ayrılmasında coğrafyaya bağlı dilin gelişimi ve yazının eğitimdeki rolü çerçevesinde ilk bakışta üretimin tarzı ve mülkiyetin formları belirleyici gibi görünse de esas değişimi sağlayan kültürel ile kuşatılmış, düsünsel devinim sonrası hâsıl olan ihtiyacı çözmek için devreye giren içe doluşla keşf ve icadı zekice kapsayan anda tutuklayıcı akıl operatörüdür.

İnsan zamanın mekânsal açılımında maddenin bir hal alış biçimi olan bilincin yapısal formunu oluşturan ve doğada pratiğe aktaran canlıdır. Dolayısı ile bireyi, topluluğu ve toplumu günümüzde başat olan millletler formu ile üretiği ve kalıcı kılmaya çabaladığı kültüreli hemhalde yoğurur. Tüm insanlığın bilimi –teknik ve ilmi birikimi ile insanın, bu analitik yaklaşımda diğer önermeleri billurlaştırıp kapsamına alan ferdin; konum, durumu ve etkinliğini içeren salih eylemi, yeni yürüyüş güzergâhı olan insan kardeşliği ve halikin hakkına riayete dayalı olmalıdır. Sunduğum önermelerde iç içe geçirgenlik ile kesintsiz bir örgü ve kapsamında aşikâr olan en yüksek iyi (ünisiyeti) taşıma vardır. Deruni Türkçede buna  “kişi zurbası ile yürür urbası ile yol alır”, yani bir topluluk örf, adet gelenekleri ile kendi pratiğini oluşturacak temel girdileri alır (akıl kuşatılır)  içe doluşla düşünce gelişir, bilinci devinir ve keşif icat ve eserler ile yeni safhalara geçilir.

1 I.Kant Pratik Aklın Eleştirisi, sf 110

I.Kant Pratik Aklın Eleştirisi/ Çevri yönetmeni: İoanna Kuçuradi Türkiye Felsefe Kurumu 2009, sf 16

3 Age sf:17

4 Age sf 28

5 Age sf 31

M.İbnü’l Arabi /Hakikat ve Tefekkür, syf 98

7M.İbnü’l Arabi /Hakikat ve Tefekkür, syf 99

M.İbnü’l Arabi /Hakikat ve Tefekkür, syf 111

M.İbnü’l Arabi /Hakikat ve Tefekkür, syf:93

10Yunus Emre Divanı /Prof.dr.Faruk Kadri Timurtaş ..Babıali Kültür Yayıncılığı 2006, sf 77, 238,320 ve 323)

11 dipnot  İBNÜ’L ARABİ , el-fütühatül -Mekkiye sf.386)

12 Hakk’ın Nuruna Miraç/ Hayy kitap,  yayına hazırlayan Muhammed Bedirhan, syf:31-32-148,

13 Hakikat ve Tefekkür / M. İbni Arabi Hece yayınları- 43  (4.baskı) /Türkçesi: Mahmut Kanık sf 97,

14 Heba: içinde âlemdeki bütün suretlerin açıldığı, şekillerin meydan geldiği ilk madde, yani heyula, madde, La Matiere Primordiale

15 M.Yılmaz Öner Prodeterminizm (Yaşar Kalma Olasılığı ve Zamanın Doğası) Belge uluslararası yayıncılık Ağustos 2000)

16M.Yılmaz Öner /Fizik ve Felsefe 3. Baskı Belge uluslararası yayıncılık Aralık 2000)

Devam edecek: 

Vicdani politik bir rota için meşveret (4)

  • İlkesel tüzük ve program  formu için bir sunum …
  • Bu kez “çanlar hepimiz için çalıyor”…İnsanlık şuurunu kaybetti….
  • 2019 Yerel seçimlere dair…
  • Üretken  ve yenilenebilir bir tüzük ve kamusal program…..

 

<