Devrimci Toplumsal Dönüşümde, Türkiye – İngiltere İlişkileri 1 – Haluk Başçıl

Geçmişe ilişkin ifade edilen düşünceler, genelde gelecek tahayyüllere ilişkindir. Genç Cumhuriyet’in çağın gereklerine uygun devrimci toplumsal dönüşüm, yeniden yapılanma çabasına ilişkin bu yazılar geçmişe değil geleceğe yönelik bir çabanın ürünü.

Misak-ı Milli, Lozan Antlaşması ve Sonrası- Haluk Başçıl

AKP ise tarihsel haklılık temelinde oluşturulan Misak-ı Milli savunmak ve gerçekleştirmek yerine yayılmacı bir politika izliyor. Lozan’ı eleştirerek hem yayılmacı politikasını gizlemeye hem de giriştiği savaşları, döktüğü kanları meşrulaştırmaya çalışıyor. Her türlü uzlaşıya karşı çıkıyor ve bunu bir taviz olarak görüyor.

Büyük Savaş, Çöken Avrupa ve İşgal Altındaki Almanya  – Haluk Başçıl

Birinci Dünya Savaşında Almanyayı yenen Müttefikler, yaptıkları bir takım anlaşmalarla onu kendi haline bırakmışlardı. Bundan yararlanan Almanya yirmi yıl içinde daha da güçlenmiş ve yeni savaşı başlatmış, ancak tekrar yenilmişti. Bu kez müttefikler daha önce yaptıkları hatayı tekrarlamadılar. Almanya’yı Nazilerden kurtardıktan sonra onu kendi haline bırakmadılar. Bir daha kendilerine baş kaldıramayacak şekilde parçalayıp, çıkarlarına uygun bir şekilde yeniden yapılandırdılar.

Alternatif yaşam tarzına doğru 3 – Orhan Karakuş

İktidarla içli dışlı kimi çevrelerce teşne olunan durumdan olabildiğince uzak durulmalı, dünyada başlayan ırkçılığa, tahribata, talana ve sömürüye karşı çıkış hareketleri yanında kadim coğrafyamız hinterlandındaki halklarının emperyalist işgal ve zulme direnişine gönül deminde bir akletmeyle güç verilmelidir.

Savaşının Çökerttiği Avrupa ve Yeniden Yapılandırma Zorunluluğu 2 – Haluk Başçıl

Savaşın getirdiği büyük tahribatla iflas noktasına gelen Avrupa ülkelerinde devlet ve toplum yapısı çökmüştü. SSCB, ABD- İngiltere ve Fransa arasında paylaşılan Avrupa’da  devletler ve toplum yeniden yapılandırıldı. Gelinen durumda bu bir seçenek değil, zorunluluktu.

Alternatif Yaşam Tarzına Doğru II … – Orhan Karakuş

Mülkiyetçi düzenin müktedirleri ekosistemin temel ihtiyaçlarını ve iklim değişimi süreçlerini görmezden gelmektedirler. Düzenin ötekileştirdiği yoksullar eşitsiz yaşam koşullarının acımasız baskısına dur demek ve yaşam hakkı için direnmektedirler. Bu sürece organik aydınların, bilim insanlarının ve orta sınıfların katılımı yeni bir kolektif kurucu iradenin şekillenmesine vesile olacaktır.

<