31 Mart Yerel seçimleri /sonrası olası durumlar… Orhan Karakuş

Yerel seçimleri  “ kendi bekası”  ile ilişkilendirenlerden her türlü yalan, dolan ve şeytani plan beklenir.

Sonumuz  selamete erer mi?…

Türkiye ekonomik ve sosyal kriz sarmalı altında sanki bir “genel seçim” süreci yaşıyor. Toplumun birikim ve gelir seviyesi yüksek belirli bir azınlığın dışında kalan yatay- dikey kesitleri derin bir bunaltı ve darlık içinde.  Bu iç siyasette alışılmış kayıkçı kavgasından öteye ayrıştırıcı ötekileştirmeler içeren karşılıklı “beka meselesi”, “şer güçleri”  ve “kahrolsunlar” söylemini öne çıkarıyor. Seçim süreci öncelikle partilerin üye tabanında  “tarafgirlik” psikolojisi ile gün be gün sertleşiyor. Toplumun hemen her kesimi gelecek belirsizliği yanında “ekonomik çöküş” kaygısı da taşıyor. Türkiye bu ahvalde iken güneyimizde Suriye barut fıçısı, İran’a karşı oluşan İsrail- Mısır ve Suudi Arabistan cephesi savaş senaryolarını her türden medya üzerinden algı yönetimi ile insanların belleğine aktarıyor. Latin Amerika’da siyasi belirsizlikler ve Venezüella’daki katastırof ortamı, ülkeyi dış müdahaleye açık hale getiriyor. Dünya dönenceler arasında kalan fiziki ve beşeri coğrafya bölümlerinde bu bahar aylarına buhranlı ve gerilimli giriyor. Yeryüzü fokurdayarak kaynıyor, alışılmış yönetsel kalıplara sığmayacak bir enerjetik akış altında.

Toplumsal zihinde oluşturulmak istenen  “Cumhur ve Millet ittifakı” konsolidasyonunda kemik ve ketum tutumdan kaçınan geniş toplum kesimleri topal MHP destekli basiretsiz ve neo-liberalizmin dinci versiyonu olan AKP hükümetini fazla taşımak istemiyor. Bir değişim alternatifi de üretilemediğinden ülkemiz içteki kurgulu siyasetle dar boğaza girmekte, dışta ise bölgesel çatışmalı bir mecraya savrulmaktadır.

  “Ana Muhalefet CHP”  siyasi hödüklük içinde…

Atatürk’ün partisi olmaktan çıkmış, neoliberalizm taşeronluğuna teşne olan bu ‘yeni CHP’: Yapısal olarak demokratik refleksleri örgütünde budamış, üye iradesi yandaş delege marifetiyle tabandan tavana her kademede yok edilmiş, karnından konuşan bir “lider ve merkez sultası”  altına alınmış olduğundan faşizan bir parti formuna bürünmektedir. Laik demokratik cumhuriyetin TBMM geleneğini budama işlevinde AKP ile aynı kulvara kitleleri sokmaya çalışan bir siyasi pratiğe sahiptir. Daha önceki yazılarımızda belirtiğimiz gibi toplumsal bünyemize uymaz bu başkanlık düzeneğinin “ikiz ve kofti“  dayanak halindedir. Laik ve demokratik cumhuriyeti toplumsallaştırma sürecinde değişimci ve devrimci gelenekle hiç bir bağı kalmayan ‘yeni CHP’; idareyi maslahatçılığın, yerel rantçılığın ve şahsi ikbalciliğin bir “transfer otobüsü “olmuştur.

Ankara ve İstanbul’da değişim olası…

Ülkemizde politik olarak laik demokratik yaşam tarzını geliştiren, hakkaniyetli bir paylaşım ve dayanışma alternatif yolu açılamadığından CHP’nin Ankara ve İstanbul büyük şehir adayları şahsi gayretleriyle parti örgütü ve kimliği ötesinde bir yerel kampanya yürütmektedirler.  Mansur Yavaş Ankara’da taban tarafından benimsenmiş… Enerjik yapısı ile Ekrem İmamoğlu İstanbul’da AKP tabanını sarsmaya başlamıştır. Gün geçtikçe belirginleşen bu durum yerel seçimleri  “ kendi bekası”  ile ilişkilendirenlerden her türlü yalan, dolan ve şeytani plan beklenir. Yeni CHP’de belediye başkan adaylıkları ve meclis üyeliklerini belirleme süreci yapısal olarak; yukarıda belirttiğimiz siyasi hödüklüğü taşıdığından partinin kampanya yönetimi Halk tv ve sosyal medya ile yürütülmektedir. Destek, tabanının seferberliği ve sosyal pratiğinin organizasyonu işlerinde parti yönetim birimlerinin inisiyatif geliştirmesi sorunlu ve sancılı olmaktadır. Üretim çarklarının dönmediği, konkordatoların ve iflasların çoğaldığı bu ekonomik ve sosyal kriz altında yoğun bunaltı yaşayan kitleler bir alternatif yol olarak görmeseler de  “kerhen millet ittifakı” adaylarına yönelmektedirler. Yine ekonomik sosyal kriz etkisi ile beslenme kaynakları tıkanan AKP tabanı ise kendi parti lideri ve yönetim kademelerine karşı homurdanmakta ve olaylara teenni ile yaklaşmakta ve sürece mesafeli durmaktadır. Tabanın bu mesafeli duruş ve şevksizliği AKP’de boğuntu yaratmakta, taşıma ve yığma kalabalıkların sönük coşkusu her bir meydanda AKP liderini  “tık nefes halde bırakmakta ve daha da hırçınlaştırmaktadır.”

Yerel seçimler sonrasında yeni politik hatlar…

Doğasal evrimin sosyo -pisiko evresinde, gezegenimizdeki dönenceler arasında enerjetik sosyal değişim gerilimlerin arttığı ve III. Dünya harbinin tüm yeryüzüne yayılma istidadı gösterdiği bu arayış yıllarında her bir ülke gibi ülkemiz Türkiye’de de yeni bir toplumsal sürece giriliyor. Fikriyat temelinde bu sürecin politik hatlarının oluşumunda; tüm halikin haklarının gözetilmesi ekseninde doğal ekosistemin korunması, dünyadaki kaynakların hakkaniyetle paylaşımı ve sulh içinde insan kardeşliğinin örülmesi esas değişim faktörleridir. Bu süreçte kurucu dinamik güç olarak kadınlar ve gençlik, nefsi mülkiyetçi kurumların ve genotakrasinin denetimini kırıp kendi yolunu açacak bir örgütlenme modeli ve iletişim formu üretecektir. Ülkemiz Türkiye’de kamusal olan; kooperatif modeli (İzmir/Seferihisar’da Can Yücel yerli tohum merkez ), Tunceli/ Ovacık üretim kooperatifi örneği ile TKP’li Fatih Mehmet Maçoğlu) ve belediyeler vasıtası ile tanzim satış  (Soğan, patates, sebze ve meyve, bakliyat dağıtımı)  tarzının gündeme gelmesi durumu, yeni ekonomik sosyal ve politik model arayışlarının bir biçimde uç vermesidir. Bir toplumsal arayış başladığında her beşeri coğrafya kendi tarihselinde kültürel birikim ve potansiyelleri ile devreye girer. Kısaca önümüzdeki yıllar yeni oluşumlara gebedir. “Su akar ve kendi yolunu açar.”

Orhan Karakuş, Baki selamlar…13.03.2019

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

<