Skip to main content
Matematiksel Metotla Yeni Nesillerin Özgün ve Örgün Eğitimi-1/Orhan Karakuş

Matematiksel Metotla Yeni Nesillerin Özgün ve Örgün Eğitimi-1/Orhan Karakuş

Şimdilerde yeni nesiller için internet üzerinden “uzaktan eğitimle” sürdürülen bu süreç dünyada ve ülkemizde değişim ve dönüşümde yeni tarz üretimle bağlantılı bir eğitimin oluşması olarak da ele alınabilir.

Eğitimdeki Manzara…

Dünyada Covid 19 pandemisi vesilesiyle farklı dal ve kademelerdeki eğitim süreçlerinde yüz yüze iletişim ve bilgi akışı kopukluğu yaşanıyor. İnternet ortamında süren eğitimin verimliliğini ölçen bir damıtma sistemi yok. Ülkemizde 18 milyon olduğu söylenen öğrencilerin üçte biri teknik donanım eksikliği, kalan yarısı da derslerin içeriği ve sunum tarzındaki vasatlık, ilgi ve alaka problemleri vesilesiyle bu süreçten kopuk. Verimlik ölçmesinde, alt yapı ve modelleme yapamayan MEB tıklama sayısı ile durumu geçiştiriyor. Şimdilerde yeni nesiller için internet üzerinden “uzaktan eğitimle” sürdürülen bu süreç dünyada ve ülkemizde değişim ve dönüşümde yeni tarz üretim bağlantılı bir eğitimin oluşması olarak da ele alınabilir. Her kademedeki okulların müfredatları bayatlamış ve geçerliğini yitirmiş ezbere dayalı ve gereksiz bilgilerle doluydu. Herhangi bir uzmanlık alanı için asgari altyapı donanımı üretmeyen ve çoğunlukla yerindelik yönünden yetersiz olan bu müfredatların içerik değişimi ve yeni işlevler kazanması tamamen zorunluydu. Cumhuriyetin kuruluş sonrası eğitim müfredatlarındaki mesleki, teknik ve örgün lise düzeyinde elde edilen bilgi ve beceriler bugünün üniversitelerinin uzmanlık birimlerinde bile yok. Hayat pratiğinden kopuk, kağıt üstü bir diploma ve gelişmiş ülkelerden kopya edilen bilgisayar destekli analizler ve içeriği özümsenememiş algoritmalar tüm alanları kaplamıştır.

Ülke gerçekleriyle bağdaşık temel ve asal ihtiyaçlarımızın temininde gerekli bilgi ve teknik birikimi sağlayacak, günümüzü geleceğe taşıyabilecek içeriği arı ve duru yepyeni bir eğitim programı nasıl olmalıdır? Fiziki altyapı ve teknik donanımlar temelinde dirimseldeki özgün ve hür birey nasıl oluşabilir?

Bilimsel yaklaşımları ve teorik çözümlemeleri ana kaynaklarından alarak, yapıtların meseleleri ele alışlarındaki öz ve usulüne sadık kalarak üretilen birikimli bilgi kültürel akış potensiamızdır. Yorum, eleştirisel çözümlemeler ve analitik irdelemelerde; “hakkı teslim etmeye, itiraz ve farklılıklarımızı” hassasiyetle ifade etmede, “tüm halikin kul hakkına riayetle insani  kardeşleşme” temelinde gerekli özen gösterilmelidir. Doğal gidişatta toplumsal akışın sosyo-psiko evresinde gidişatta KAL olmak için HAL’i (Fuzuli) anlamaya çalışacak, merhamet ve aşk ile Kur ’andaki “Fatiha suresinde” açıkça ifade edilen “sırâtel müstâkime” (Nesimi gibi) sarılacağız. Bu amaca yönelik elden geldiğince genel teorik yaklaşımlar yanında özgüldeki durumu irdeleyen icra planlamalarını her kademedeki eğitim ve öğretimde uygulamaya gayret etmeliyiz.

Bir felsefi dizgenin yaşamda başat olmasına dayanak olarak temel kümenin öz değerlerini içeren varlığını:

  1. Nefsine hakimiyet (nefsi mutmain), 
  2. Hakka riayet (doğruluk ve dürüstlük) , 
  3. Vicdani olana katılım,
  4. Sulh yapıcılığı,
  5. Hakkaniyetli paylaşım,
  6. Razılıkla helalleşme, 
  7. Merhamet ve aşk,
  8. Ünsiyeti bilme,

tüm bu kristalize kavramları korku, kin, nefret ve sömürüyü ortadan kaldıracak salih bir amaç için “hakikati yakın kavramada ayarı tutarlı ahlak’ın temel kümesi” olarak adlandırmak yerinde olur.   Vicdani politik rota( 1-2-3-4) yazı dizisinde formüle ettim. ( bknz :  www.gelenekvegelecek.com ‘da ilgili yazılar…)

Bilimsel bilginin oluşması için matematiksel yöntemlere bağlı olarak irdeleme ve çıkarımın mevcut şartlar altında herhangi bir model mantık; akletmede ne kadar gerekliyse, sezginin de bir o kadar yeri olduğunun (H. Pioncare esini ile) bilinciyle sürece müdahil olunmalıdır. Yeni nesillerin kültürele özlü katkı koyabilmeleri, bilgi üretiminde etkin ve beceride mahir olmaları için:

“Bilimsellikte Matematik ve Dil”, “İlimde İçe doluşla Sezgi ve Keşf” ve “Nitelikli istisna için bir müfredat açılımı” başlıklarıyla bu konuyu açıklamaya, kimi kavramları da tarihselde irdelemeye çalışacağım. Eğitimin değişik kademelerinde elde ettiğim deneyim ve tecrübeleri paylaşıma sunarken; yaşam boyu öğrenicilik, tevazuyla yolda olma ve yordam bilme, hakkaniyetli uygulamalar içinde razılıkla helalleşme ve doğal gidişatla uylaşımda olabilme, kısaca “her şeyle sulh olmak” şiarına güç vermeye gayret edeceğim.

A. Bilimsellikte  Matematik ve Dil...

     1.  İlim ve Bilimin Özsel Farkı…

Çoğu zaman bilim ve ilim aynı anlamlardaymış gibi kullanılır. Bu iki kavram kapsam, içerik ve yönelim dinamiği olarak birbirlerinden oldukça farklıdır. Kök ve ek olarak BİL: bilme eylemini,  İL: bağ arama ve bağlanma eylemini ifade eder. “Hayattta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”  M. Kemal Atatürk veciz sözündeki ilim edebi olarak kadim kültüreli işaret ederken, eğitimde beceri yönünü ifade eden Fen, burada bilim yerine geçmiştir. “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir.” Y. Emre tam olarak ilim sözünün içeriğini (had ve hududun ötesinde) kendini bilmeye bağlayarak açığa vurmuştur.

Yazılarımda esin kaynağı olarak M. Kemal Atatürk’e ve Yunus Emre’ye dair gönderi ve çağrışımlara yer veririm. Bu konunun başlangıcının böyle seçilişi, tamamen illiyet kaynaklı ve Deruni Türkçe’nin zarafetindendir. Türkçe: dünyada güçlü bir anadil olarak; anlatım özü, türetme kabiliyeti ve farklı dillerden gelen sözcükleri kendi yatağında dönüştürme becerisiyle yetkin ve kadim kültürelden beslenen içerik zenginliğini gönül demine bağlandırma gücü ile derunidir. Bu iki kavramın yanında bilimsel terimleri netleştirme ve girdi olarak akletmeye (içe doluşla kendiliğinden doğan operatör) nakil işlevinde oldukça mahirdir.  Deruni Türkçe; okullardaki eğitim dilimiz olarak (ülkemiz sosyal yaşamında yaygın olan Kürtçe’nin bölgesel olarak ana dil karakteri vardır.) edebiyatta kadim kültürel toplumsal havza ve hafızası, bilimsel terimlerin ve dilsel değişkenlerin (Fuzzeysel mantık) içerik netliği ve kapsam genişliğinin açığa vurulması konularında anlaşılır ve akıcı bir üslup üretir.

          2. Dilin Gizli Mantığı… Bilimsel Olarak Mantık Nedir?

Dünyayı açıklama, kavrama ve anlamlandırma faaliyetlerinde beşeri coğrafyanın yaşam koşullarınca üretilen kültürel dillerin, öz değerleri, bir dönüşüm atraktörü olarak yol açarken kendisini günümüze taşıyan kimi dilsel kavramları da süreçte değişir. Kültürel ve gelenekselin aktarımında anadile dayalı eğitim dili, reel pratiği yorumlar ve tasavvuru icra ederken toprağın ulu çınarlarından esinti alır. Kültürel akışta; peygamberler, tasavvufi erenler, bilim ve edebiyat üstatları, kurucu liderlerin her biri hakiki mürşit olarak yaşamın güçlü abideleridirler. Kutsal metinleri, edebi ve bilimsel yazıtları, bütünleşik olarak teknik gelişmeleri terimler ve söz dizilimiyle kapsamına alan yazın ve konuşma dili, etkiler, etkilenir ve dönüşür. Kimi diller bu süreçte kadükleşip yok olurken, kimileri de beslenme kaynaklarına daha sıkı sarılarak günün ve geleceğin güçlü nehirleri olurlar.

Her dilin, kişiyi kendinde tekrar yaşar kılma olasılığını (Yılmaz Öner) zamanın mekansal açılımında içe doluşun dinamiğine uyumlu ve algoritmik olarak tekrar üretmeye meyilli bir çekim alanı ve insanın akletme becerisine katkısı vardır.  Buna fıtrat ve kültürelden damıtılan gizli varoluş mantığı diyelim. İnsanlar, hayatta her an durumların değişimine uygun olarak sürekli devinen düşüncelerle, zihin atmosferinde yol alırken sezgisel yönü kadar hafızada kayıtlı dilsel kavramlara da yasalanarak, kendindeki akletme operatörünü devreye sokup zeki çözümlemeler üretir.

Doğal olan gizli mantığın işleyişini açığa çıkarmak akletme operatörünün işlem gücünü anlamlandırmak antik çağdan özellikle Aristo’dan bu yana matematiğin dolayısıyla mantığın ana konusu olmuştur. İyi ve kötü (Ak-Kara), eşit–eşit değil kıyasının yanında reel olanla tam olarak bağlanmayı belirli bir mertebede incelikli derecelendirmek için aksiyom, önerme, teorem ve kuramsal teori  genişlemesi  klasik mantıkla gelişmiştir.

           3. Klasik mantık, Diyalektik mantık, Fuzzysel (bulanık) mantık…

Doğru (1) ve yanlış’a (0)  dayalı iki elemanlı { 0,1 }  ve çok değerli sembolik mantıksal yapı, klasik mantığın aksiyom ve önermeler cebirine dayalı irdeleme ve çıkarımlarda kullanılır. Özü kıyastır. Mülkiyet meselesi ve medeni hukukun temelinde bu mantık yatar ve son tahlilde ara durumları kısmen ele alan genelde düzeni savunan bir kapanışı ifade eden kesinliği vardır. Bugün doğru gibi görünenin yarın yanlışlanması ya da reddi gibi meselelere girmeden totoloji ya da çelişki sonuçlu durum ve olayları ele alır. Engizisyonist skolastik yaklaşımın dünya üzerindeki egemenliğinin her yerdeki baskıcı ve tutucu ilişki ağı bu mantığa dayanır. Bu günah, şu sevap ya da bu farz, bu haram ikilemlerin yanı sıra putsal makam otoritelerinin fetvalarını kıble seçip (genellikle mezhep ve  genotakrasi ağırlıklı) bağlanılınır ve işitmeden iteat edilir. Doğudaki felsefi yaklaşım ve yol arayışları özünde; hakkaniyetli maneviyatın mistik ruhani duruşu olan kul hakkına riayet, yaradılanı yaradandan ötürü sevme, ilahi aşk, merhamet ve vicdan üzerinde gelişen tasavvufi yaklaşım, bu kaba ikili tasnifi olumlamaz. Hakk’ın tecaliyatında birlik ve dirliği tümleşik olarak ele alır.

Batıda yükselen “aydınlanma çağı”: Akıl ve pozitif bilimlere önem verirken  göz boyama, algısal çarpıtma ve yanılsatmaya dayalı el çabukluğuyla, sömürü çarkını sürdürmek için odağına; “aklı yücelterek ferdin kendini bulunmaz Hint kumaşı sanması”,   “bircik ve müstesna özellikli bireylerin üstün toplumu”  hiyerarşik fikriyatını yine klasik mantığın  temel yaklaşımını felsefe ve sanatla süsleyerek  günümüzde de  yaygın  kültüreli, medyatik araç ve gereçlerle an be an  şekillendirmektedir.

 Öte yandan özelikle Avrupai yaklaşımla “aydınlanma felsefesine”  katkıda bulunan düşünürler, sömürü mekanizmasını deşifre ederek, “etik” diye yutturulan değerlerin bir kıymeti harbiyesinin olmadığını dile getirmişlerdir.  G.W.F. Hegel, K. Marks, L. Feurbuch,  F. Niche, A. Gramcsi vb.  bilimlerde öz olarak ortaya çıkan metodolojinin  diyalektik mantıkla vicdani akıl olgusuna doğru kapsam genişletmesine katkıda bulunmuşlardır. Özelikle praksis meselesine vurgu yapan A. Gramci, ikili doğru /yanlış kesitinden süreç içinde değişimin kesintisiz varlığını “Felsefe Notları” yla litaratür ortamına taşımıştır.

Matematiksel düşünüş yapıtlarının üstadları 18-19.yüzyıl‘da S.Kovalevskaya, L. Euler, P.S.Laplace G.Cantor, R.Deskartes, Lobachvesky, C.F. Gaus, H.Piaonacre..vb. daha pür geometrikleştirme  modellemesi  çerçevesinde zihin labaratuarlarında  diferansiyel geometri, fonksiyonlar teorisi ve operatörler cebiri gibi pür alanlardaki gelişmeler  kümülatif bir makulat oluşturmuştur. 20. yüzyıl başlarında A. Einstain’ın Rolativite teorisini, W. Heisenberg, D. Reulle ve M. Planck, Yılmaz Öner’in Kuantum teorisini, L.E. Boltzmann Termodinamik ve İstatiksel mekaniği geliştirdiği metotlarla mikroskopik meseleleri irdeleme yöntemleri yanında olasılık teorisine 1940’lar sonrası A. N. Kolmogorov, J.V. Neumann,  fonksiyonlar uzayı ve fonksiyonel analizde pek çok bilim insanı üstada atfen Minkowski ve S.L. Sobolev’in katkılarıyla pür matematiğin ve uygulamalı fiziğin gelişimi sonucu devasa bir bilgi küresi” oluşmuştur. L. Zadeh‘in ortaya koyduğu ve alanında ilgili üstatlarca geliştirilen Fuzzysel mantık gri bölgelerin analizinde hangi elaman ne kadarıyla kümeye ait, bulanık sayılarla irdeleme ve [0,1] reel sayı aralığında olası durumların ölçülmesiyle yeni bir kıymetlendirme yöntemini ortaya koymuşlardır. 

Klasik mantığın sembolik gösterimleri ötesinde; kümeler teorisi, olasılık teorisi ve operatörler cebri, istatiksel mekanik destekli bilgisayar ortamlarında modellenebilen Fuzzysel durulama süreçleri yepyeni bir düşünsel devinim kulvarı açmıştır. Evrimin pisiko-sosyal aşamasında bilincin yaşamda maddileşmesi neticesinde içe doluşla oluşan akletmede, bu mantıksal dayanakları kapsayan kaos oluşumuna dair veri girdilerinin eğitim ve öğretimle yeni nesillere aktarımı için uygulamalı teknik altyapı geliştirilmelidir.

İlimde İçedoluşla  Sezgi ve Keşf…   Nitelikli İstisna için bir müfredat açılımı… başlıklarıyla devam edecek

Sağlık, afiyet, umut ve farkındalık dileklerimle yeni yılınız kutlu olsun…

 

baki selamlar… 01.01.2021